Ana içeriğe atla

Kayıtlar

tiyatro etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kaybedenler Bu Tarafta…

Bugün size bir karakoldan sesleniyorum... Yanlış okumadınız. Gerçekten bir karakol... Duvardaki resimlerden telsizlere kadar, her şeyin düşünüldüğü, suçlular, polisler, hangisi daha suçlu diye düşündüklerimizle tamamlanan ve tam karşımızdaki cam duvarın arkasında olanları izlediğimiz bir karakol. Evet. Her şey camdan bir duvarın arkasında yaşanıyor ve siz koltuğunuzun kenarındaki kulaklıkları taktığınızda o duvarı aşıp, aldıkları nefesi bile duyacak kadar yaşananların içine karışıyorsunuz... Krek Tiyatro dediğimde hatırlayanlar olacaktır. Duymayanlar için küçük bir bilgilendirme yapalım. Berkun Oya tarafından kurulan Krek Tiyatro , oyunlarını cam bir sahnenin içinde oynuyor. Camın seyirciyi uzaklaştırdığı yerde kulaklıklar devreye giriyor ve oyunun içine dahil oluyorsunuz. Bunu deneyimlemeyenler için biraz tuhaf görünebilir... Oya, bir röportajında, dışarıdaki dikkati dağıtan seslerden seyirciyi uzaklaştırıp tam konsantrasyon sağlamak için bu sistemi düşündüklerini söylemişti. Ben,...

Yeşil Işığın Peşinde...

Bugün, size bu sezonun en etkileyici oyunundan bahsedeceğim... Oyunumuz; neşeli, hayat dolu, hayalleri olan, umutlu ve hayallerini gerçekleştirme fırsatı bulamayan bir sürü genç kadının hikayesi... Devlet Tiyatrosu 'nda bu sezon sahnelenmeye başlayan "Bir Peri Masalı Radyum Kızları" i smini ilk duyduğumda ne garip bir isim diye düşündüğümü itiraf ediyorum. Radyumun bir dönem insanların hayatına olan etkilerini, oyunu izlerken hayretler içinde kalarak ve sonrasında da araştırarak öğrendiğimden beri tesiri altındayım... Ra simgesi ile bilinen Radyum , 1898 yılında Fransız fizikçileri Pierre Curie ve eşi Marie Curie tarafından bulunan, ışın etkinliği çok olan bir element. Karanlıkta parıldayan bu mucize 1918'lerden 1930'lara kadar yüzyılın en önemli keşfi olarak gösterilmiş ve tam bir çılgınlık halini alarak, hiçbir tedbir alınmadan, içme suyundan çikolataya, kozmetikten ilaçlara kadar her alanda kullanılmış... Kadınlar, parlasın diye saçlarına bile sürmüşler....

Manastırdaki 6 Hasta ve 1 Bağımlı

Terk edilmiş bir akıl hastanesi düşünün. Yok yok, aslında bir manastır ya da manastırdan bozma bir hastane... - Kendisinin böcek kadar küçük olduğuna inanan ve insanların üzerine basmasından korktuğu için elinde fenerle dolaşan bir genç kız. - Çehov'un Martısı olduğuna inanan bir oyuncu. - Yıllardır hiç konuşmayan bir adam. - Bulduğu her fırsatta biber gazıyla intihar etmeye çalışan bir çingene. - Gördüğü her şeyi çalan bir hırsız. - Günahlarından arınmak için mana stırda rahibe olduğuna inanan bir eşcinsel. - Sahte doktor diplomasıyla ilaçlara kolay ulaşmayı keşfetmiş bir bağımlı. Terk edilmek, yok sayılmak, umutsuzluk, vazgeçmek, değersiz hissetmek... Yalnızlığa dair her şeyi yaşayan bu 6 hasta ve bir bağımlı, savaşın ortasında gözlerden uzak bir manastırda unutulmuşluklarıyla baş başa yaşarken, yiyecek yemek bile bulamadıkları terk edilmiş binalarının önünde Birleşmiş Milletler'den gelen kargo paketlerini bulduklarında hayatlarının tamamen değişeceğinden tabii ki ...

Hiçliğin Ortasında...

"Kimi aileler dipsiz bir kuyudur, çıkmaya çalıştıkça içine çekilirsin." İstanbul Devlet Tiyatrosu 'nun "Aile Sırları" isimli oyununun tanıtımında yazan bu cümle insanı önce sarsıyor sonra da meraklandırıyor... Bahsi geçen oyunumuz Tony ve Pulitzer ödüllü. Oyunun yazarı Amerikalı Oyun Yazarı/Oyuncu Tracy Letts . Letts'i "Böcek" ve "Katil Joe" oyunundan ya da "Lady Bird" filmindeki baba rolünden hatırlayanlarınız olacaktır. Babalarının kayıp haberini alan üç kız kardeşin, ilaç bağımlısı annelerinin yanına gitmeleriyle başlayan hikaye, aile sırlarının ortaya döküleceği zamanları karşılıyor...  Yıllardır görüşmeyen ve kendi hayatlarında da sorunlar yaşayan kardeşler, annelerinin yanında kaybolmaya yüz tutmuş aile bağlarını tekrar hissedebilecekler mi? Kimsenin birbirine karşı sorumluluk hissetmediği, dominant anneleri tarafından sürekli kışkırtılan aile bireylerini neler bekliyor olabilir? Bu ekibe bir damat, bir damat ad...

İsimsiz Bir Askerin Mektupları...

"Herkes birilerini öldürüyordu, ben seni yaşatıyordum..." İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ş ehir Tiyatroları 25 Ocak'ta prömiyerini yaptığı, Boris Vian ve John Steinbeck 'in yazdığı, Işıl Yüce ve Ülkü Tamer 'in çevirdiği, Gökhan Aktemur 'un uyarladığı, Ergun Üğlü 'nün yönettiği, Mert Turak 'ın tek kişilik performans sergilediği "Karıncalar-Bir Savaş Vardı" adlı oyunu ile sezonun en iddialı oyunlarından birine imza atmış oldu... İsimsiz bir askerin, isimsiz bir ülkede neyin savaşını verdiğini bilmeden savaşmasından, bütün bunları anlamsız bulup kaçmasına kadar olan süreyi sevgilisi Jacquline'e hiç göndermediği mektuplarda anlatışına tanık olduğunuz genç askerin, yaşadığı hayal kırıklıklarını, arkadaşlarını, aşkını, tanık olduğu ölümleri sorgulayışını izlerken, savaşın korkunçluğunu ve anlamsızlığını tekrar tekrar yüzünüze çarptığı...

Aktöre Hibe Edilmiş Bir Hayat: Giydirici

"Aktörler anılarda yaşarlar. Yaşamın en güzel yanı ölümden sonra anılmaktır." Devlet Tiyatrosu , sezonun ikinci yarısında büyük bir atakla dikkatleri üzerine çeken bir oyun sahnelemeye başladı. Ronald Harwood 'un efsane eseri "Giydirici" "Giydirici" aynı zamanda oyunun yönetmeni olan Hakan Çimenser ve yine aynı zamanda yönetmen yardımcısı olan Celal Kadri Kınoğlu 'nun izlemeye doyum olmaz performanslarıyla iki perdelik bir görsel şölene dönüşüyor... 2. Dünya Savaşı'nın sürdüğü yıllarda, İngiltere'de ülke bombardıman altındayken tiyatroyla ayakta kalmaya çalışan bir topluluğun hikayesi bu... Turnede, başlarında savaş uçakları uçup her yere bombalar atarken tiyatro yapmak için çabalayan bu ekip, başrollerin adamı Sir'ün yaşadığı buhran sonucu 'Kral Lear' oyununun repliklerini unutması ve sahneye çıkamayacak kadar kötü durumda olması nedeniyle oyunu iptal etmek için seyirciye açıklama yapmaya karar vermişken, 16 yıld...

“Ayrılık” Da Sevdaya Dahil Mi?

"Ben senin bir bezelye olduğunu düşünüyorum." dedi kadın "bezelye sadece bezelyedir. Göründüğü kadar tatları vardır. Bir bakışta anlarsın. Sen de öylesin." Bu haftanın oyunu "Tiyatroevi" tarafından sahnelenen ve 25 Ocak'ta prömiyeri gerçekleşen, ayrılmış bir çiftin tekrar bir araya gelmesiyle, aralarındaki komik hesaplaşmayı anlatan sezonun en eğlenceli oyunlarından biri olan "Ayrılık" Usta yazarlardan Behiç A k'ın yazdığı, Semih Çelen k'in yönettiği, hemen hemen herkesin bir yerlerden tanıdığı iki sevilen oyuncu Sevinç Erbulak ve Fırat Tanış 'ın rollerini paylaştığı oyunda; ayrıldıktan bir yıl sonra bir araya gelen boşanmış bir çiftin, evlilik ve ayrılık süreçlerini ironik bir bakış açısıyla sorgulamalarına tanık oluyoruz... Okuduğu yemek kitabından felsefik  sonuçlar çıkaran kadın, boşandığı adama "senin bir bezelye olduğunu düşünüyorum" diyor. "Ben ise bir marulum. Marullar göründüğü gibi değildi...

Karanlık Bir Öykü; Yastık Adam

Yeni kurulan tiyatrolardan "Entropi Sahne" sezona hızlı bir giriş yaptı. Sezon başından itibaren "Yabancı Sahne" ile ortak çalışmaları "4:48 Psikoz" ve kendi çalışmaları "Yastık Adam" ı sahnelemeye devam eden tiyatro, üçüncü oyunları "Ebedi Barış" ile sürpriz yaptı derken, 8 Şubat'ta prömiyeri gerçekleşecek "Boş Şehir" ile sezona başladıkları hızla yola devam edeceklerini de ispatlamış oldular... Kuruluş amacını  "Entropi Sahne, her türlü performansa açık  multi disipliner   yaratım alanı oluşturma amacı ile kurulmuştur" olarak açıklayan aynı zamanda kurucusu olan Yurdaer Okur'un Genel Sanat Yönetmenliği'ni yaptığı tiyatronun benim açımdan en ilgi çekici yönü, sahnelenmesi cesaret isteyen metin ve oyunculuk açısından zor olan oyunlar üzerine çalışması. Bu da her oyunlarını ilgiyle takip etmek için önemli bir neden... Birçok oyunu bir arada sahneleyen tiyatronun bu hafta benim merceğime gire...

Gerçek Sandıklarımız...

Bugün, size sezona biraz geç giriş yapan yeni bir tiyatrodan bahsetmek istiyorum. "B Planı"  her ne kadar yeni bir tiyatro desem de aslında ekip oldukça eski... Daha önce birçok iyi projeye imza atmış "İkincikat" ın ortaklarından biri olan Sami Berat Marçalı , geçen sezon sonu ani bir kararla İkincikat'tan ayrılıp yeni bir tiyatro ekibiyle karşımıza çıktı. İyi ki çıktı. İyi bir yönetmen ve yazar olmasının yanında, tiyatroya emek veren, her oyunun girişinde ve çıkışında izleyiciyi ile ilgilenen, saygılı, akıllı bu genç adam tiyatro dünyasındaki genç neslin önemli isimlerinden biri... En son Nina Raine 'in yazdığı, geçtiğimiz sezon çok beğenilen ve ödüller kazanan "Kabileler" (Tribes) oyunu yeni sezonda "B Planı"  projesi olarak izleyicileriyle buluşmaya devam ediyor. Ocak ayında başlayan ve bu yazının konusu olan yeni oyunları ise İsveçli genç yazar Jonas Hassen Khemiri 'nin ilk oyunu " İstila!" (Invasion!)  İsveç ...

Hansel'den Hedwig'e Zorlu Yolculuk...

Bu hafta, yazmakta çok geç kaldığım bir oyundan bahsetmek istiyorum. Sezon açılışını yaptığım ve böyle güzel bir gösteriyle sezona başladığım için mutlu olduğum bir oyun olmasına rağmen bu haftaya yazmak denk düştü... "Kazan Dairesi" tarafından ilk kez Türkçe olarak sahnelenen Glam Rock Müzikali "Hedwig ve Angry Inch" sezonun en cesur ve iddialı yapıtlarından biri olarak izleyicisinin karşısına çıktı. Aynı isimli sinema uyarlamasını izleyip bayıldığım bir filmin, sahneye nasıl yansıtılacağını düşünüp ön yargıya kapılsam da büyük bir merakla izlemeye gittim ve yanıldığıma sevinerek salondan çıktım... Berlin Duvarı'nın ikiye böldüğü şehrin doğu tarafında yaşayan müzik tutkunu trans Hansel, kendisine aşık olan Amerikalı bir askerle ilişki yaşamaya başlar. Sevgilisiyle birlikte Amerika'ya gitmek isteyen Hansel'in Berlin Duvar'ından kaçmak için tek çaresi evlenmektir. Evlenmesinin önündeki engel ise cinsiyet değiştirme ameliyatı olarak karşısı...

Üç Kadın, Üç Yaşam, Bir İstanbul...

Bu hafta, size çok yeni bir tiyatrodan bahsetmek istiyorum. Tiyatro BAM (Tiyatronun ismi;  'Başak Kıvılcım Ertanoğlu, Ayfer Dönmez ve Melis Öz'ün isimlerinin baş harflerinden oluşuyor.) İlk sezonlarını, Oyuncu/Yönetmen/Yazar Murat Mahmutyazcıoğlu 'nun "Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin" adlı oyunu ile açan ekip sağlam bir giriş yaparak biz de varız diyorlar... Daha önce "Fü" ve "Şekersiz" oyunlarını izleme fırsatı bulduğum ve merakla takip ettiğim son yılların yetenekli, genç oyuncu/yazarlarından Murat Mahmutyazıcıoğlu'nun yazıp yönettiği "Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin"e iyi bir oyun izleme beklentisiyle gittiğimi itiraf etmeliyim...  Oyun, bir aileden üç kuşak kadının, kendilerine, birbirlerine, İstanbul'a ve hayata dair anlattıkları üzerine... Üç kadının anlatacağı ne çok şey varmış bilseniz, şaşarsınız... Yaşanmış her olayın üç kadının gözünde de farklı anlamlar taşıdığı, söyledikleri, söyleyemedikler...

Yanı Başımızda Yitip Gidenler…

Bu hafta, size sezonun en yeni oyunlarından Andreas Sauter ve Bernhard Studler 'in yazdıkları "Bir Başkadır A." dan bahsetmek istiyorum... Moda Sahnesi 'nin yeni oyununu Kemal Aydoğan yönetiyor.  Kübra Kip , Emre Çaltılı, Bülent Aksu, Deniz Elmas ve Metin Coşkun 'un rollerini paylaştığı "Bir Başkadır A." ismini ilk duyduğum andan itibaren merak ettiğim bir oyun olduğundan, başlar başlamaz izleyiciler arasında yerimi almaktan çok memnun olduğumu belirtmeden geçemeyeceğim... Olay yeri inceleme bandı çekilmiş bir alanın içindeki dört kişinin, salona giren seyircileri hoş geldiniz diyerek karşılaması, interaktif bir oyun olacak yanılsaması yaşatsa da oyun başladığında öyle olmadığını görüyoruz...  A'nın babası Pheres, ev arkadaşı Nina, kocası Gerd, Gerd'in yakın arkadaşı Bongo ve kendini yaktığı düşünülen A... Kendisini yakarak intihar ettiği düşünülen   A'nın en yakınlarının anlattıklarını dinlerken,   aslında herkesin anlattı...

Üç Ayrı Oda, Köşk ve Tiyatro...

Çok farklı mekanlarda tiyatro izlediğim oldu ama ilk kez bir  köşkte tiyatro  izledim. Evet. Yanlış anlamadınız bildiğiniz köşk . Üç ayrı odada, üç farklı oyuncu tarafından sergilenen performansa tanık olmak oldukça ilginç bir deneyimdi... Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Bölümü 'nden mezun üç sınıf arkadaşı Berkay Ateş, Can Kulan ve Emir Çubukçu tarafından kurulan Tiyatro D22 , sevdiğim ve yaptıkları her yeni projeyi   merakla takip ettiğim ekiplerden... Bu işe gönül vermiş yetenekli bu gençler daha önce Galata 'da " Hamursuz Fırını" nı tiyatro sahnesine dönüştürerek başladıkları serüvenlerine bu sezon İstanbul'un farklı mekanlarını tiyatro alanlarına dönüştürerek bir yeniliğe daha imza atıyor... Çağdaş Alman Tiyatrosu 'nun öncü yazarlarından Lothar Kisttstein 'in " Dünyaya Gözlerimden Bak/See the World Through My Eyes"  adlı oyununu Alman yönetmen Frank Heuel 'in rejisi ile Kadıköy Has...