Ana içeriğe atla

Kayıtlar

performans etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Joko; Sırtımızdaki Yükler…

Bazı oyunları izlemekle izlemiş olmuyorsunuz. Oyundan çıkınca, hatta ertesi gün bile etkisini sürdürüyor izlemek... Araştırıyorsunuz... Araştırırken benzer şeylere bakıyor, işte bu da tam böyle diyeceğiniz şeylerle karşılaşıp, izliyor, okuyor, paylaşıyorsunuz... Toplumsal hayata, süregelen yaşamlarımıza, bugünümüze, değişmeyen kaderimize ve belki de yarınımıza benzetmeler yapıp, çıkarımlarda bulunuyorsunuz... Bazı   oyunları izlemekle izlemiş olmuyorsunuz. O oyun, o metin, geliyor sizin yüzünüze bütün   çıplaklığıyla gerçekleri vuruyor ve bir kez daha farkındalık boyutunda yaşamaya devam ediyorsunuz... Yolcu Tiyatro 'nun bu sezon sahnelediği "Joko'nun Doğum Günü" işte tam da bahsettiğim tarzda bir oyun... Su deposunda işçilik yapan Joko 'nun bir sabah sırtına binerek kendisini parayla taşımasını teklif eden bir adama karşı direnmesi ile başlayan daha sonra depodaki arkadaşlarının da etkisi ve fazla para kazanma hevesiyle başladığı insan taşıma işinde, kongre üye...

Akciğer; Dünyanın Sonu...

Etrafı, beyaz kalın şeritle çerçevelenmiş ağaç rengi bir platform. İsimsiz bir adam ve bir kadın. Belli ki evli ya da sevgililer... Nerede olduklarını bilmiyoruz. Adam bir anda kadına "bir çocuk yapalım mı?" diye soruyor ve işte oyun şimdi başlıyor... Engin Hepileri 'nin kurduğu "Tiyatro.İN" bu sezon ödüllü yazar Duncan Macmillan 'ın yazdığı Mehmet Birkiye 'nin yönettiği, Nergiz Öztürk ile Engin Hepileri 'nin oynadığı "Akciğer" ile sezona merhaba dedi. 11 Ekim'de Moda Sahnesi'nde prömiyeri gerçekleşen oyun sezon boyunca seyirciyle buluşmaya devam edecek... Yazar, bu oyunu sahnelemek isteyenleri zorlu bir süreçten geçirmiş. Oyundaki çifte dair tek bilgi var. Kadın doktora yapan bir akademisyen adam ise müzisyen… Dekor yok. Aksesuar yok. Tamamen performansa dayalı bir oyunculuk var. Mekan ve zaman algısını seyirciye hissettirmek yine oyunculara düşüyor. Oyunun konusuna dönersek, başta söylediğim gibi her şey "bir çocuk yap...

Damien Rice ve Yara Bandı Tesiri...

Bazı insanlar vardır onlar şarkı söylerken, o ses gelir görünmeyen yaralara bant olur. Yarayı görünmez kılar, acısını hafifletir... Hüzünlü sesi hüznüne karışır, iyi hissettirir... Hepimizin, ne zaman yaralansak sesine sığındığı, yara bandı etkili şarkıcıları vardır. Benimkilerden biri İrlandalı şarkıcı Damien Rice ... Uzun zamandır severek takip ettiğim ne zaman dinlesem ruhuma iyi gelen güzel sesli adam... Bir kaç gün önce İstanbul'da konser verdi. Kendisi gibi sade, naif ve samimi bir konserdi. Her ne kadar reklamı yapılmasa da biletleri günler öncesinden tükenen, kocaman bir salonu tıka basa dolduran, oldukça genç yaş ortalamasına sahip hayran kitlesi onu yalnız bırakmadı... Müziğe 90 'larda rock müzik grubu "Juniper" ile başlayan Rice, grupla iki albüm çıkardıktan sonra ayrılmış ve solo kariyerine başlamış... En çok bilinen şarkısı aynı zamanda "Closer" filminin de müziği olan size de bir yerlerden tanıdık gelecek "The Blower's Daughter"...

"Ömrüm" Bir Cem Karaca Öyküsü...

"Bazı şeyler eskimez. Eskiyenlerin yanında yepyeni durur. Süslü püslü yalan yanında çırılçıplak gerçeğin ta kendisidir bazı insanlar. Bkz. Cem Karaca" yazmış sevenlerinden biri Youtube' daki şarkılarından birinin yorum kısmına...  Ne güzel bir tespit diye düşündüm ilk okuduğumda... Bir sanatçıya söylenebilecek en güzel sözler değil mi sizce de? Cem Karaca'yı oldum olası sevmişimdir. Duruşunu, hakkında söylenen onca söze rağmen bildiğini yapmaktan vazgeçmeyişini, sanatını, dünyanın değiştiği gibi kendisinin de değişebilmesini tabi ki en çok yorumculuğunu...  Burada Cem Karaca'yı anlatmaya kalksam buna bilgim yetmez, benim bahsedeceğim bu hafta sonu izlediğim bir gösteri hakkında...  Doğumundan ölümüne dek, eserlerinden örneklerle hayatının konu alındığı "Bir Cem Karaca Öyküsü" olarak tanımlanan "Ömrüm" isimli tek kişilik müzikli gösteri... Oyuncu ve Müzisyen Renan Bilek 'in müzikteki ustam dediği Cem Karaca ’yla çalıştığı dönemdeki anı...