Ana içeriğe atla

Kayıtlar

devlet tiyatrosu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yeşil Işığın Peşinde...

Bugün, size bu sezonun en etkileyici oyunundan bahsedeceğim... Oyunumuz; neşeli, hayat dolu, hayalleri olan, umutlu ve hayallerini gerçekleştirme fırsatı bulamayan bir sürü genç kadının hikayesi... Devlet Tiyatrosu 'nda bu sezon sahnelenmeye başlayan "Bir Peri Masalı Radyum Kızları" i smini ilk duyduğumda ne garip bir isim diye düşündüğümü itiraf ediyorum. Radyumun bir dönem insanların hayatına olan etkilerini, oyunu izlerken hayretler içinde kalarak ve sonrasında da araştırarak öğrendiğimden beri tesiri altındayım... Ra simgesi ile bilinen Radyum , 1898 yılında Fransız fizikçileri Pierre Curie ve eşi Marie Curie tarafından bulunan, ışın etkinliği çok olan bir element. Karanlıkta parıldayan bu mucize 1918'lerden 1930'lara kadar yüzyılın en önemli keşfi olarak gösterilmiş ve tam bir çılgınlık halini alarak, hiçbir tedbir alınmadan, içme suyundan çikolataya, kozmetikten ilaçlara kadar her alanda kullanılmış... Kadınlar, parlasın diye saçlarına bile sürmüşler....

Manastırdaki 6 Hasta ve 1 Bağımlı

Terk edilmiş bir akıl hastanesi düşünün. Yok yok, aslında bir manastır ya da manastırdan bozma bir hastane... - Kendisinin böcek kadar küçük olduğuna inanan ve insanların üzerine basmasından korktuğu için elinde fenerle dolaşan bir genç kız. - Çehov'un Martısı olduğuna inanan bir oyuncu. - Yıllardır hiç konuşmayan bir adam. - Bulduğu her fırsatta biber gazıyla intihar etmeye çalışan bir çingene. - Gördüğü her şeyi çalan bir hırsız. - Günahlarından arınmak için mana stırda rahibe olduğuna inanan bir eşcinsel. - Sahte doktor diplomasıyla ilaçlara kolay ulaşmayı keşfetmiş bir bağımlı. Terk edilmek, yok sayılmak, umutsuzluk, vazgeçmek, değersiz hissetmek... Yalnızlığa dair her şeyi yaşayan bu 6 hasta ve bir bağımlı, savaşın ortasında gözlerden uzak bir manastırda unutulmuşluklarıyla baş başa yaşarken, yiyecek yemek bile bulamadıkları terk edilmiş binalarının önünde Birleşmiş Milletler'den gelen kargo paketlerini bulduklarında hayatlarının tamamen değişeceğinden tabii ki ...

Hiçliğin Ortasında...

"Kimi aileler dipsiz bir kuyudur, çıkmaya çalıştıkça içine çekilirsin." İstanbul Devlet Tiyatrosu 'nun "Aile Sırları" isimli oyununun tanıtımında yazan bu cümle insanı önce sarsıyor sonra da meraklandırıyor... Bahsi geçen oyunumuz Tony ve Pulitzer ödüllü. Oyunun yazarı Amerikalı Oyun Yazarı/Oyuncu Tracy Letts . Letts'i "Böcek" ve "Katil Joe" oyunundan ya da "Lady Bird" filmindeki baba rolünden hatırlayanlarınız olacaktır. Babalarının kayıp haberini alan üç kız kardeşin, ilaç bağımlısı annelerinin yanına gitmeleriyle başlayan hikaye, aile sırlarının ortaya döküleceği zamanları karşılıyor...  Yıllardır görüşmeyen ve kendi hayatlarında da sorunlar yaşayan kardeşler, annelerinin yanında kaybolmaya yüz tutmuş aile bağlarını tekrar hissedebilecekler mi? Kimsenin birbirine karşı sorumluluk hissetmediği, dominant anneleri tarafından sürekli kışkırtılan aile bireylerini neler bekliyor olabilir? Bu ekibe bir damat, bir damat ad...

Aktöre Hibe Edilmiş Bir Hayat: Giydirici

"Aktörler anılarda yaşarlar. Yaşamın en güzel yanı ölümden sonra anılmaktır." Devlet Tiyatrosu , sezonun ikinci yarısında büyük bir atakla dikkatleri üzerine çeken bir oyun sahnelemeye başladı. Ronald Harwood 'un efsane eseri "Giydirici" "Giydirici" aynı zamanda oyunun yönetmeni olan Hakan Çimenser ve yine aynı zamanda yönetmen yardımcısı olan Celal Kadri Kınoğlu 'nun izlemeye doyum olmaz performanslarıyla iki perdelik bir görsel şölene dönüşüyor... 2. Dünya Savaşı'nın sürdüğü yıllarda, İngiltere'de ülke bombardıman altındayken tiyatroyla ayakta kalmaya çalışan bir topluluğun hikayesi bu... Turnede, başlarında savaş uçakları uçup her yere bombalar atarken tiyatro yapmak için çabalayan bu ekip, başrollerin adamı Sir'ün yaşadığı buhran sonucu 'Kral Lear' oyununun repliklerini unutması ve sahneye çıkamayacak kadar kötü durumda olması nedeniyle oyunu iptal etmek için seyirciye açıklama yapmaya karar vermişken, 16 yıld...

Pedofillerin Sanal Dünyası #Cehennem

Geçen akşam Devlet Tiyatrosu 'nda J ennifer Haley 'in yazdığı, usta oyuncu Metin Belgin 'in yönettiği #Cehennem oyununun galasındaydım... Kendimi gala seyircisi olarak görmesem de hakkında çok şey duyduğum bu oyunun benim programıma uyan başka tarihi olmadığından, büyük bir merakla izleyiciler arasında yerimi aldım. Amerikalı genç yazar Haley'in, Los Angeles ve Londra'da oynadığı dönemlerde ortalığı sallayan oyunu, 2015'te Broadway ile aynı tarihlerde Türkiye'de oynaması gerçekten gurur verici... Başta uyarmam gerekir ki, orijinal ismiyle "Nether" #Cehennem herkese hitap eden bir oyun değil. Biraz bilim kurgu, biraz sanal dünya, biraz pedofili... İnsanı oldukça düşündüren diyaloglar içermekte...  Oyunun tanıtımında "#Cehennem düşüncelerinizi kodlayan, yaşamı gerçeklikten koparan ve şiddet dürtüsünü tetikleyen sanal dünyanın gelecekte duygularımızı da ele geçirme boyutlarını bilim kurgu atmosferinde tartışıyor" deniyor. Hikaye gele...