Ana içeriğe atla

Kayıtlar

kuşlar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Renkli Kuşlar Merdiveni

Ansızın tatlı bir meltem eserdi belki, gündüz vakti oturduğu kumsalda. Denize nazır uzatabilirdi ayaklarını, keyifle bir şezlongda. Kim bilir, kumdan kale yapmak için yarışırdı küçük çocuklarla. Belki de hayata karışırdı. O gün, o kapıdan çıkma şansı olsa... Çok istediği bölümü kazandığı gün, annesinin acı çığlıklarına yenilmişti sevinci. Söz verdi kendisine, öğretmen olduğunda; boyun eğmemeyi öğretecekti çocuklara. Okyanusu düşünürdü sık sık ve kocaman balıklarla yüzdüğünü... Belki de hayata karışırdı. O gün, o kapıdan çıkma şansı olsa... "Odandan sakın çıkma!" derdi annesi "Kapıyı kilitle ve benim çağırmamı bekle." O adam gittiğinde, annesinin sesini duymayı beklerdi yutkunarak, sessizce... Bedenindeki izleri saklamayı öğrenen annesi, ruhundaki yaraları saramazdı kolayca. Belki de hayata karışırdı. O gün, o kapıdan çıkma şansı olsa... Penceresinin kenarında beslediği kuşlara, hayallerini anlatırdı çoğunlukla. Hep uzaklara gidiyordu o hayallerde... Çok uzaklara... ...

Ağaçlar, Kuşlar, Bir De Sonbahar...

  Buraya her geldiğinde yaptığı gibi önce kuşlara yem veriyor, sonra da yürüyüşünü tamamlayıp dinlenmek için boş bulduğu bir banka oturuyor... Tüm park, sakince bir kabullenişle sonbaharı yaşıyor... "Ağaçlar depresyon yaşasaydı, bu kesin sonbaharda olurdu," diye düşünüyor. Öyle mi olurdu? Bilmiyor... Uyandığından beri hissettiği sıkıntıdan kurtulmak için yürüyüşe çıkmış, her yürüyüşte yaptığı gibi kuşlar için de yanına bir şeyler alıp, keyifle etrafında toplanmalarını seyretmişti. Ruhuna iyi geliyordu onları beslemek. "Birine iyilik yapmak, karşımızdakinden çok, bize iyi gelir," demişti sevdiği bir yazar. Gerçekten de öyle hissediyor...  Y aşlı bir amcanın getirdiği yemi kuşlarla konuşarak, sevgiyle paylaşırken nasıl mutlu olduğunu seyrediyor. Güvercinler, kim yem verirse o tarafa doğru topluca süzülerek uçuyor... Ahh! Bir de çocuklar tarafından kovalanıp durmasalar. "Kuşların depresyon sebebi çocuklar olabilir," diye düşünüyor, koşarak aralarına dalıp hep...

Pazar, Kuşlar ve Nazım Hikmet

"Her sabah şu camı açmasan olmaz mı?" yorgana daha da sarılarak söyleniyor... "Olmazz!" diyorum neşeli neşeli... "Hem temiz hava girsin içeri, hem de kuş sesleri," "Başımı ağrıtıyor bu kuş sürüsü... Hep sen alıştırdın bunları!" Homurdanıyor... Kuş seslerinden rahatsız olan kaç kişi var acaba şu hayatta? Büyütmüyorum. "Peki hayatım..." Camı kapatıp salona geçiyor ve beyefendiyi odada yalnız bırakıyorum. Negatif enerjisini bana bulaştırsın istemiyorum. Bugün ekinoks günü, bahar geliyor. İçim kıpır kıpır. Kimsenin bunu bozmasına izin vermeye niyetim yok! Kararlıyım.  Bizim ufaklık salonda çizgi film izliyor. Abisi eline mısır patlağı vermiş, normalde kızarım ama pazar günleri geç kalkıyoruz diye serbest bıraktım. Bir günden bir şey olmaz... Büyük oğlan kafasını bilgisayara gömmüş, kesin oyun oynuyor. Ona da pazar günü özgürlüğü verdim, hiç ses çıkarmıyorum... Sessizce yanlarından süzülüp mutfağa geçiyor ve dünden kalan ekmekleri ufalıyorum...