Ansızın tatlı bir meltem eserdi belki, gündüz vakti oturduğu kumsalda. Denize nazır uzatabilirdi ayaklarını, keyifle bir şezlongda. Kim bilir, kumdan kale yapmak için yarışırdı küçük çocuklarla. Belki de hayata karışırdı. O gün, o kapıdan çıkma şansı olsa... Çok istediği bölümü kazandığı gün, annesinin acı çığlıklarına yenilmişti sevinci. Söz verdi kendisine, öğretmen olduğunda; boyun eğmemeyi öğretecekti çocuklara. Okyanusu düşünürdü sık sık ve kocaman balıklarla yüzdüğünü... Belki de hayata karışırdı. O gün, o kapıdan çıkma şansı olsa... "Odandan sakın çıkma!" derdi annesi "Kapıyı kilitle ve benim çağırmamı bekle." O adam gittiğinde, annesinin sesini duymayı beklerdi yutkunarak, sessizce... Bedenindeki izleri saklamayı öğrenen annesi, ruhundaki yaraları saramazdı kolayca. Belki de hayata karışırdı. O gün, o kapıdan çıkma şansı olsa... Penceresinin kenarında beslediği kuşlara, hayallerini anlatırdı çoğunlukla. Hep uzaklara gidiyordu o hayallerde... Çok uzaklara... ...
Söz uçar, yazı kalır!