Ana içeriğe atla

Kayıtlar

deniz etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Umudun Rengi

  Selin, uzandığı şezlongda hasır şapkasının gölgesinden seyrettiği gökyüzüne bakarak, "Ne kadar umutlu bir mavi," diye düşündü. Tam o sırada, daha önce varlığını fark etmediği bir bulut kümesi görüş alanına girerek, telaşsızca dans etmeye başladı. Pamuk yığınına benzeyen bulutlar, sonsuz maviliğin içinde biraz nazlanarak süzüldü ve sonra geldiği hızla gözden kayboldu. Güneş ışınlarının bedenine hücum ettiğini hissettiğinde, "Bulutların veda dansı," diye söylendi. Neyse ki güneş kremini sürmeyi ihmal etmemişti.  Eylül sakinliğinin yaşandığı sahilde, uzaktan gelen hafif müzik sesi, denizin kıyıyı sakince okşaması, güneşin bile anlayışla dokunduğu bedeniyle uzanmış, aylardır eline alıp alıp bıraktığı kitabı sonunda bitirmişti. Hüzünlü bir kitaptı bu. Belki de bu yüzden bir türlü bitirememişti. İsimsiz bir kadının, onu hatırlamayan adama olan aşkını anlattığı bir mektup, son mektuptu… Gözlerini kapadı ve kadının yaşadığı ümitsizliği, hayal kırıklığını ama yine de vazge...

Bir Park Güncesi

  Tam bir bahar havası denebilirdi bu güne, eğer güneş yüzünü gizlemeseydi…  Sıralanmış teknelerin halat gıcırtısını, cıvıltılı kuş sesleri akort ediyor. Kargaların kavgasını, çığlık atan bir martı bölüyor. Ağaçlar arası gezintiye çıkan serçeler, yerdeki köpeği teğet geçiyor. Arka sokaktaki okul çocuklarıyla, parktaki çocuklar ses çıkarma yarışında berabere kalıyor. Banktaki genç çifte, teknesini temizleyen adamın su sesi serenat yapıyor. Kim bilir kaçıncı seferine çıkan vapuru görür görmez, sahildeki tekneler beşik dansına başlıyor. Tam bir bahar havası denebilirdi bu güne, eğer güneş yüzünü gizlemeseydi…   Yürüyüşe çıkan bastonlu amca, kendisinden beklenmeyen bir hızla vapurun fotoğrafını çekiyor. Köprüden geçen araçların nereye varacağını kimse bilmiyor. Bankta oturan kızın tepesindeki ağaçta konumlanan karga, ısrarla bağırıyor. Belki de burası benim mekanım, kalk başka yere git, diyor. Vapurun kendisi gitse sesi yadigar kalıyor… Tembellikle sınanan köpek, yattığı yeri...

Eylül'e Güzelleme

"Eylül bir ay değil, bir aylık ayrı bir mevsim," demiş ya şair, işte tam da öyle diye düşünüyor... En güzel yaz havası hep Eylül'e denk gelir... Bütün bir yazın kirinden pasından arınmış, pırıl pırıl ve sakince kafa dinliyor gibidir bütün sahiller... Karşı adaların evlerinin bile net görüldüğü bu güzel eylül akşamüstünde denizin bütün yaz gizlediği sakinliğini hayranlıkla seyrediyor...  Sessizliğin tadını çıkarmak ve bir şeyler yazmak için geldiği balkonda, manzaraya karşı oturmuş, elinde kalem ve not defteriyle karşı adaların evlerini seçmeye çalışıyor. Kendi haline gülümsüyor...  Denizin ortasındaki bir kaç ada ve adaların kıyı kesimlerindeki evlerin resmedildiği hani şu seyredene huzur veren o yağlı boya tablolardan birinin içinde gibi hissediyor. "Bir farkla," diyor, "Uzaktan gelen köpek havlaması ve martıların sesi duyulmuyor o tablolarda..."  Gökyüzü ise ayrı bir konu başlığını hak ediyor. Bugünkü manzara tek bir tabloya sığmıyor... Kızıla çalan ...