Ana içeriğe atla

Kayıtlar

aile etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Özlem Taşıyan Mektup

  Sevgili Alice, Son mektubunda geç cevap veriyorum diye sitem etmişsin. Çok haklısın. Ama inan bana, bebek olduktan sonra hayatım tamamen değişti. Senin minik yeğenin biraz nazlı bir kız; çok ağlıyor, özellikle geceleri... İlk günlerde çok endişeliydim ama doktor, bunun gayet normal olduğunu söyledi. Sürekli kucakta olmak istiyor. Bütün gece evin içinde dolanıp duruyoruz. James yardımcı olmasa bunun üstesinden gelemezdim. O kadar yorgun oluyorum ki, o uyuduğunda ben de yorgunluktan hemen uyuyakalıyorum. Senin de bebeğin olduğunda beni daha iyi anlayacağına eminim, küçük kardeşim. Neyse ki birkaç gündür sakinleşmeye başladı, Tanrı’ya şükür. Minik prenses uyurken ben de fırsat bulup sana yazıyorum. Alice, Emily’yi bir görsen... Öyle güzel ve tatlı ki... Eminim gördüğünde onu çok seveceksin. Kafasında ince sarı tüyler var; belli ki saçları benimki gibi sarı olacak. Çok açık tenli, yumuşacık bir cildi var. Minik tombul parmaklarıyla elimi sıkı sıkı tutuyor bazen; o...

Karabaş'ın Kararı

  O tepedeki, terk edilmiş evin bahçesine taşındıkları günden beri, evin erkeği olarak daha çok görevi vardı artık. Dışarıdaki yırtıcı hayvanlara karşı dikkatli olmalı ve annesi yokken kardeşlerini korumalıydı. Onlar daha çok küçüklerdi ama aynı zamanda çok da yaramazlardı. Karabaş'a kalırsa tek dertleri oyun oynamaktı... Eskiden annesiyle beraber insanların arasında yaşarlardı, o zamanlarda hayatları daha kolaydı. İnsanların her şeyi attıkları kocaman çukurlardan yiyecek bulur, sokak aralarındaki kuytularda uyurlardı. Bazen de insanların terk ettikleri yerlerde kalırlardı. Sonra annesi kardeşlerini dünyaya getirdi ve o üç yaramaz fazla dikkat çekmeye başladı. Yoldan geçen insanlar onlara bakıp, sevmeden sokaktan geçemezlerdi. Hatta bir keresinde, küçük insanlardan biri Lekeli'yi kucağına alıp götürmeye kalkmıştı da annesi yüksek sesle bağırarak korkutmuştu onu, kardeşini öyle kurtarmışlardı. İşte o gün taşınmaya karar vermişti annesi, en iyisi insanların olmadığı bir yere gitm...

Renkli Bir Sessizlik

  Bazı aileler renkli ama çok sessiz. İç seslerinde hayatın izleri var. Her biri kendisinden açılıyor dünyaya... Bir dinleyenleri olsa, kim bilir söylemek istedikleri ne çok şey var... Not: Fotoğraf şahsıma aittir.  İnstagram adreslerim: storybysevil / 1sevilozdemir Sevil Özdemir Kasım/2022/İstanbul

Pamuk Yağmuru...

Sanki kendi omzuna dokunup desteklermiş gibi, "Aldırma Gönül" dedi. " Bırak! Kırıp döksünler. Sen onlar gibi olma..."  Az önce tıka basa dolu otobüsten zar zor inerken, elindeki çantaya bakıp kıkırdayan kadınları düşündü. Onlar ne bilecekti ki? O çanta annesinden kalan tek hatıraydı. Kendi elleriyle dokumuştu anneciği... Eskiyip dökülünce elinden geldiğince yamamıştı ama o annesi kadar becerikli değildi işte... "Olsun. O eski püskü haliyle bile onu hatırlatan 'tek ve en kıymetli' şey. İstedikleri kadar dalga geçsinler önemli değil," dedi ama kalbinde hissettiği sızıya engel olamadı. Ansızın bastıran kar yağışıyla biraz telaşa kapıldı, adımları hızlandı. Kocaman pamuk parçalarına benzeyen kar taneleri üzerine düşerken, yüzünü gökyüzüne kaldırıp yumuşacık dokunuşlarını hissetti... Huzur veren bu hisse kendisini öyle kaptırdı ki az önceki sızıyı bile unuttu. Üzerini hızla kaplayan pamuk taneleri altında eve doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı. Bira...

Bu Yazı Bir Kişiye Özel...

Tarih 11 Mart 2018. Bugün Zehroş'(m)un doğum günü...  İsmi Zehra olsa da ben daha küçük bir çocukken ona Zehroş diye seslendiğimden beri, sadece benim değil bütün ailenin Zehroşu O... Bence Zehroş demek, koca kalpli demek... Herkese, her şeye yetebilen demek... Hep enerjik, hep pozitif, hep şen kahkahalar atabilmek demek... Kendi derdini, sıkıntısını içine atıp, başkalarının dertlerine koşturan, kendisinden başka herkesi düşünen demek... İncelik demek, zerafet demek, samimiyet demek... Kimsenin kalbini kırmadan, üzmeden, dürüst olabilen, güvenilir insan demek... O sevgi dolu koca kalbinde, herkese yer açabilen demek... Peki kim bu Zehroş? Basit anlamıyla benim ablam, gerçek anlamıylaysa O, benim bu hayattaki en büyük şansım... Doğduğum günden beri sırtımı güvenle yasladığım, yıkılmaz dağım... Yargılamayanım. Anlayanım. dinleyenim... Ne yaparsam yapayım arkamda olacağını bildiğim... Dürüstlüğünden şüphe etmediğim. Beni kendi çocuklarından ayırmayanım... Balık seviyorum diye, ...

Memleket Manzaraları...

Hayatım boyunca rahmetli Barış Manço'nun hemşerim memleket nire? sorusuna en güzel cevabı verdiği "bu dünya benim memleket" görüşünü savunsam da "Samsun"luyum demekten her zaman gizli bir sevinç duyduğumu  itiraf etmeliyim... B u sevincin nedeni sadece Karadeniz'in çok önemli ve en güzel şehirlerinden biri olması değil... Daha küçük bir çocukken babamla gittiğim yaz tatilinde, çok uzun yıllar geçse de hafızamda tazeliğini koruyan anılara sahip olmamı sağlayan, bir çoğuyla o yaz tanışma imkanı bulduğum ve bir daha da hiç kopmadığım akrabalarım...  Aile ve arkadaş konusunda her zaman şanslı olduğumu düşünmüşümdür ama çoğu insanın birinci derece akrabalarıyla bile görüşmediği bir zamanda, değil birinci derece, ikinci, üçüncü hatta dördüncü derece akrabalarla bile bu kadar iletişimde olmak çok güzel bir duygu... İşte tam da bu nedenden "Samsun"luyum demekten gizli bir sevinç duyarım ve bilirim ki bambaşka bir şehirde ya da ülkede olsalar da ben ...