Ana içeriğe atla

Kayıtlar

arkadaş etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Babamın Hırkası

Meltem, ustaca bir hareketle kahve tepsisini tek eliyle tutarken, diğer eliyle mutfak kapısını kapatıyor. Yürüyüşündeki sakinlik, evin her köşesine yayılarak bana doğru geliyor. Kısa bir an yüzündeki anlayışlı tebessümün içimi ferahlatmasına izin veriyorum. Elindeki tepsiyi benim uzandığım koltuğun yanındaki sehpaya bırakıyor. Sehpayı bana biraz daha yaklaştırıp kendi fincanını alarak, karşımdaki tek kişilik koltuğa oturuyor.  Gözüm, Meltem'in eve girer girmez açtığı balkondan gelen esintiyle hareket eden tüle takılıyor. Açık gri tül, havalanıyor. Havalanıyor. Sönüyor... Dışarıdan gelen kuş sesleri sanki baharı müjdeliyor ama onları duymazdan geliyorum. Uzun zaman karanlıkta kalmış da ışıkla ilk kez karşılaşmanın verdiği o kör edici his gibi, balkondan gelen temiz hava ciğerlerimi zorluyor. Televizyon ünitesinin üzerindeki toz tabakasına hızlı bir bakış atıp, onun önündeki şövaleye ve büyük ihtimalle yarım kalan resimler arasına girecek olan gün batımı tablosuna bakıyorum. Sadece b...

Kimin Umurunda?

  "Bugün nasılsın?" diye soruyor projede beraber çalıştığı arkadaşı 'sanki çok umurunda' diye içinden somurturken kendisini yapay bir gülümsemeye teslim ederek, "İyiyim, teşekkür ederim. Sen nasılsın?" diye karşılık veriyor ve arkadaşı konuşmaya başlamadan kulaklığını takıp, bilgisayarın ekranına dönüyor. Cevabını umursamıyor, o da anlamış olmalı ki sessizce masasına dönüyor... Öğlene kadar bir iki telefon görüşmesi yapıyor. Bir toplantıya katılıyor, maillerine cevap veriyor. Yemek için sözleştiği arkadaşıyla dışarı çıkıyor. Proje arkadaşının varlığını çoktan unutmuş, işe dalınca genelde dünyadan kopar. Bir ara başını kaldırıp ondan tarafa bakıyor, sessizce çalışıyor... Genelde laf atar, sohbet etmeye çalışır. Bugün oldukça sessiz... "Neyse böylesi daha iyi, muhabbet havasında değilim zaten" diye düşünüyor... Arada sadece işle ilgili bir iki mail atıyor, o da kısaca cevaplıyor. Mesai bitiminde "İyi akşamlar," diyerek, hızlıca ofisten çıkı...

Büyüyünce Geçer Mi?

  Çocuğu çekiştirerek otobüse zar zor binebiliyorum. İnsanlardan müsâde isteye isteye orta tarafa ilerliyorum. Camın önündeki alanı sıkıca tutmasını tembih ederek önümde sıkıştırıyorum, montunun kapüşonunu da çaktırmadan tutarak garantiye alıyorum. Bütün gün başımın etini yedi... "Anne ne olur uçağa binelim," diye tutturdu. "Kızım durup dururken uçağa mı binilir? Yaz gelsin anneannenlere giderken bineceğiz," yok ne desem olmadı. En sonunda tepemi attırdı. "Yeter artık!" O sırada otobüs geldi de Allah'tan itiraz edemeden aceleyle bindik. Neyse... Dışarıyı seyretmeye daldı da sustu, yoksa inadı insanı canından bezdirir. Annem, "Aynı sen," diyor, "Merak etme büyüyünce geçer," diye de ekliyor, kendisinden emin her zamanki o tavrıyla... Çocukken ben de böyle diretirmişim. Ne zaman vazgeçtim acaba diretmekten? İstediğim şeyler için mücadele etmeyi hangi ara bıraktım? Sırf uğraşmamak için, "Tamam, senin dediğin gibi olsun," demey...

Kan Bağı Olmayan Kız Kardeşler...

Kız kardeş candır, kandır, dosttur...  Bir de kan bağı olmadan kardeş bildiklerin vardır. Onlarla öyle şeyler yaşar ve paylaşırsın ki fark etmeden aile olursun... Beraber büyürsün, öğrenirsin, dinlersin, akıl verirsin, sevinirsin, üzülürsün... Kimseyle paylaşmadıklarını paylaşır, kimseye anlatılmayanların seninle paylaşıldığını bilirsin. Zaman önce güvenmeyi, sonra güvenine en sadık kalanların kız kardeşler olduğunu öğretir... Sonsuz bir güvenle sırtını yaslarsın. Bilirsin ki kardeş candır, candan zarar gelmez... Sonra aile genişler, evlenip çoluk çocuğa karışılır... Görünce gözlerinin ışıldadığı, görmediğinde içini sızlatan yeğenler doğar, sevgiyle büyürler... Aile büyüdükçe paylaşımlar artar, bağlar derinleşir... Bir sıkıntın olsa bilirsin ki kimse yoksa onlar var. Bu duyguyu dünyalara değişmezsin... Çünkü, bu dünyanın en güven verici şeyidir... Onların karşına çıkması tesadüf değildir. Bunu hep bilirsin... Kız kardeşler kandır, candır, varlığına hep şükredilenlerdir... K...