"Kibritçi Kız"a İthafen... Kar olanca hızıyla yağıyordu. Penceredeki delikleri çul, çaputla kapattıkları bu derme çatma evde, dışarısının soğuğu olduğu gibi içeride hissediliyordu. Ellerini nefesiyle ısıtıp camdan dışarıyı seyreden küçük kız, heyecanını belli etmemek için babasıyla göz göze gelmemeye gayret ediyordu. Bulduğu her fırsatta onu dövmeye kalkan bu adama bahane vermeyi hiç istemiyordu. Zaten ninesi öldüğünden beri kızın hayatında huzur denen şey de kalmamıştı. Acımasız babası, günlerdir yağan karlı havaya inat, arkadaşının ona kakaladığı kalitesiz mumları satması için kızını caddeye gönderiyor, "Bu mumlar bitmeden gelmek yok!" diye de tehdit ediyordu. İlk gün hiç satış yapamadan döndü. Babası, "Bu kalitesiz mumları kim alır ki?" diye sorduğu için kızı bayağı bir hırpalamıştı. Oysa küçük kız, babasına para kazandıracak fikirleri olduğunu söylemek istemiş ama adam, "Bu gece dışarıda yatacaksın," diyerek kızı kapının önüne atmıştı....
Söz uçar, yazı kalır!